<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık,kalp sağlığı,kalp sağlık,cinsel sağlık,kadın sağlığı,çocuk sağlığı,erkek sağlığı,cinsel problemler,beyin sağlığı,vucut sağlığı,böbrek sağlığı,kalp damar sağlığı,sağlıklı yaşam,zayıflama çayları,bitki çayları,şifalı otlar</title>
	<atom:link href="http://www.kalpsaglik.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kalpsaglik.net</link>
	<description>Sağlık,kalp hastalıkları,cinsel hastalıklar,cinsel sorunlar,erken boşalma,çocuk hastalıkları,erkek hastalıkları,kadın hastalıkları,böbrek hastalıkları,beyin hastalıkları,ciğer hastalıkları,kalp damar hastalıkları,şifalı otlar,zayıflama çayları,bitki çayları</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Aug 2010 08:37:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Zayıflarken dikkat edin</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflarken-dikkat-edin/521.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflarken-dikkat-edin/521.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 08:37:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme diyet]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflarken dikkat edilecek hususlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=521</guid>
		<description><![CDATA[Kilo vermek isteyip yanlış egzersiz ve yöntemler uygulayanlar vücutlarına zarar verecebiliyorlar, bu nedenle zayıflama yolunda ilerlerken aşağıdaki konulara dikkat etmek gerekiyor. Sauna: Vücuttaki su kaybına neden olur ve bu da yağ yakımını daha fazla zorlaştırır. Diüretik ilaç ve çaylar: Diüretik maddeler veya çaylar, bilinenin aksine vücuttaki yağı yakmaya neden olmaz. Vücut suyunun idrar yoluyla vücudun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hekimce.com/resimler/diyet_3_gun.jpg" border="0" alt="" hspace="10" width="150" align="left" /></p>
<div>Kilo vermek isteyip yanlış egzersiz ve yöntemler uygulayanlar vücutlarına zarar verecebiliyorlar, bu nedenle zayıflama yolunda ilerlerken aşağıdaki konulara dikkat etmek gerekiyor.</p>
<p>Sauna: Vücuttaki su kaybına neden olur ve bu da yağ yakımını daha fazla zorlaştırır. Diüretik ilaç ve çaylar: Diüretik maddeler veya çaylar, bilinenin aksine vücuttaki yağı yakmaya neden olmaz. Vücut suyunun idrar yoluyla vücudun dışına atılmasına yardımcı olur.</p>
<p>Aç kalmak: Yeterli ve gerekli gıda maddelerini almadan uygulanan yöntemler, vücuttaki kas kütlesinin azalmasına sebep olurken, yağ kitlesinde bir değişim görülmez. Kaslar vücudun yağ yakan fabrikaları olduğuna göre, yağ yakmak için kas kitlemizi kaybetmemiz gerekmektedir. Masaj: Dolaşım sistemini ve kaslardaki gerilmeleri rahatlatmak için uygulanan manüpilasyonlar, vücudumuzdaki yağı yakmayacağı gibi, vücut yağını bir yerden bir yere de taşımaz.</p>
<p>Karbonhidratsız beslenme: Karbonhidratlar, suyu vücutta tuttuğu için, şişman insanların yememesi gerekir. Önemli olan kilo kaybı değil yağ kaybı olduğuna göre, karbonhidratsız vücudun yağ yakmayacağı bilinmelidir.</p>
<p>Yüksek tempolu egzersizler: Yüksek tempolu egzersizler, vücutta yağdan çok karbonhidrat yakacağından uygulaması yanlıştır.</p>
<p>Ağırlık çalışmaları: Ağırlık çalışmaları yağ yakılmasını sağlamaz, ama kas kitlesini reaksiyona geçireceği için yağ yakmada destekleyici bir faktör oluşturur.</p>
<p>Kısa süreli diyetler: Kısa süreli diyetlerle vücudumuzda yağ yakılmasını sağlamayacağı gibi, diyeti bırakıldığında da vücuttaki yağ artışını hızlandırır. Vücudun sağlıklı olarak yağ yakabilmesi için egzersizin ve doğru beslenme gerekir.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflarken-dikkat-edin/521.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflatan yiyecekler nelerdir</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflatan-yiyecekler-nelerdir/518.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflatan-yiyecekler-nelerdir/518.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 08:33:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[karpuz diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatan yiyecekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=518</guid>
		<description><![CDATA[Çok lezzetli olan bu yiyecekler size kilo vermenizde yardımcı olacak. 1. Salatalık Düşük kalori ve yüksek su içeren salatalık, formda kalmanızı ve zayıflamanızı sağlar. Sadace bir salatalıkta sadece 45 kalori vardır. 2. Kırmızı üzüm Bir kasede ortalama 80 kalori içerir, soğuk üzüm tatlı isteğinizi karşılayan mükemmel bir seçenek olabilir. 3. Yaz salatası Ağırlıklı olarak düşük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hekimce.com/resimler/2009-08-08-024621.jpg" border="0" alt="" hspace="10" width="150" align="left" /></p>
<div>Çok lezzetli olan bu yiyecekler size kilo vermenizde yardımcı olacak.</p>
<p><strong>1. Salatalık </strong></p>
<p>Düşük kalori ve yüksek su içeren salatalık, formda kalmanızı ve zayıflamanızı sağlar. Sadace bir salatalıkta sadece 45 kalori vardır.</p>
<p><strong>2. Kırmızı üzüm </strong></p>
<p>Bir kasede ortalama 80 kalori içerir, soğuk üzüm tatlı isteğinizi karşılayan mükemmel bir seçenek olabilir.</p>
<p><strong>3. Yaz salatası </strong></p>
<p>Ağırlıklı olarak düşük kalorili yaz sebzeleri içeren yaz salataları, kalori bakımından oldukça düşük ancak doyurucu ve zayıflatıcıdır.</p>
<p><strong>4. Soğuk filtre kahve </strong></p>
<p>Kafein sizi canlandırır.. Kaymaksız süt eklenmiş filtre kahve, kan şekeri seviyenizin normal kalmasına ve metabolizmanızın çalışmaya devam etmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>5. Izgarada pişirilmiş sebzeler.. </strong></p>
<p>Mantar, soğan, dolmalık biberler, kabak, patlıcan, kuş konmaz gibi sebzeleri ızgarada pişirin. Hem hazırlaması kolay hem de düşük kalorilidir.. Zeyinyağı ile hafifçe yağladığınız sebzeler, tuz eklenerek yenilebilir.</p>
<p><strong>6. Yağsız patlamış mısır </strong></p>
<p>Mısır yağda yapıldığında kilo almanıza neden olabilir. Ancak bir kase yağsız patlamış mısırda sadece 30 kalori ve 2 gr lif bulunur. Bunu yiyerek de zayıf kalabilirsiniz.</p>
<p><strong>7. Yağsız çeşnili yoğurt </strong></p>
<p>Serinlemenin en doğal yolu yoğurt aynı zamanda zayıflamanıza da yardımcı oluyor. Yağsız yoğurdun içerdiği karbonhidrat ve protein uzun süre tok hissetmenizi sağlar.</p>
<p><strong>8. Şekersiz buzlu çay </strong></p>
<p>İlk başta &#8216;şekersiz&#8217; tanımlaması size hoş gözükmeyebilir. Kalorisiz doğal içecek buzlu çayınıza taze meyve dilimleri ekleyerek içeceğinizi tatlandırabilir, gecenizi serinletebilirsiniz.</p>
<p><strong>9. Karpuz </strong></p>
<p>Bol bol karpuz yiyin.. Su ve C vitamini bakımından zengin olan karpuzun bir kasesi veya suyu sadece 80 kaloridir.</p>
<p><strong>10. Çorba </strong></p>
<p>Midenizi yeni yapılmış ve biraz soğumaya bırakılmış domates çorbası ile doldurun. Bir kase çorba sadece 50 ila 100 kalori arasındadır.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflatan-yiyecekler-nelerdir/518.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflayamamanın 7 nedeni</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflayamamanin-7-nedeni/515.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflayamamanin-7-nedeni/515.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 08:31:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme diyet]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflayamamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=515</guid>
		<description><![CDATA[Yediğiniz her şeye dikkat etmenize, hatta çikolata, cips ve çerez gibi sevdiğiniz pek çok yiyeceği hayatınızdan çıkarmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Üzülmeyin sizin durumunuzda o kadar çok kişi var ki&#8230; A.B.D. de, Amerikan Diyet Birliği tarafından, Gallup Araştırma Şirketi ne yaptırılan bir araştırmanın sonucu oldukça ilginç. Kadınların yüzde 99 u sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanıyorlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hekimce.com/resimler/diet3.jpg" border="0" alt="" hspace="10" width="150" align="left" /></p>
<div>Yediğiniz her şeye dikkat etmenize, hatta çikolata, cips ve çerez gibi sevdiğiniz pek çok yiyeceği hayatınızdan çıkarmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Üzülmeyin sizin durumunuzda o kadar çok kişi var ki&#8230;</p>
<p>A.B.D. de, Amerikan Diyet Birliği tarafından, Gallup Araştırma Şirketi ne yaptırılan bir araştırmanın sonucu oldukça ilginç. Kadınların yüzde 99 u sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanıyorlar. Oysa verdikleri yanıtlar; kendileri için gereken sağlıklı beslenme standartlarını, sadece yüzde 1 oranında sağlayabildiklerini ortaya çıkarıyor. Buradaki en büyük sorun, bolca lifli gıda ve doymamış yağ yerine, ağırlıklı olarak, az ama doymuş yağ, şekerin ve rafine besinlerin tüketilmesi. Oysa besinlerin niceliği kadar niteliği de önemli. Siz kalori hesabı yapıp, yediğiniz her lokmayı sayarken çok farklı nedenler kilo vermenizi engelliyor olabilir. İşte kilo vermenizi engelleyen hatta kilo almanıza yol açan 7 neden ve bunlarla baş etmek için en etkili çözüm önerileri.</p>
<p>Kahvaltıyı atlamak</p>
<p>A.B.D. Colorado Üniversitesi nde, 3 bin gönüllü üzerinde, kahvaltı üzerine bir araştırma yapılmış. Bu kişilerden 1 yıl boyunca düzenli kahvaltı etmeleri istenmiş ve yıl sonunda ortalama 6 kilo verdikleri gözlenmiş. Özellikle, kepekli ekmek, müsli gibi lifli besinlerle kahvaltı eden kadınlar çok daha rahat kilo veriyor ve bu kiloyu korumakta da çok zorlanmıyor. Ayrıca kahvaltıyı atlamak dalgınlığa ve konsantrasyon eksikliğine de neden olabiliyor.</p>
<p>ÇÖZÜM: Tabii ki kahvaltı atlamamak. Sabahları sadece 10 dakika erken kalkarak, bir kase yağsız süt içinde müsli yiyebilir ve kendinize çok büyük bir iyilik yapabilirsiniz. Ancak kahvaltı etmek adına, yağlı poğaça ve açmaları sakın aklınıza getirmeyin. Lifli yiyecekler, taze meyve, meyveli yoğurt ve yağsız süt iyi bir kahvaltı için yapılacak en mükemmel tercihler.</p>
<p>Sadece tadına bakmak</p>
<p>Arkadaşınızın doğum gününde dayanamadınız ve o kadar ısrar karşısında incecik bir dilim pasta yediniz. Ardından akşam yemeği için gittiğiniz restoranda, salata ısmarlamanıza rağmen, eşinizin patates kızartmalarından bir iki tane aldınız, bir de diğer arkadaşınızın spagettisinin tadına baktınız. Ama tabii bunları kesinlikle yemekten saymıyorsunuz. Ancak beslenme uzmanları, kilo almanın altında yatan en önemli nedenlerden birinin, diyet planı uygularken, &#8220;tadına bakmak&#8221;, &#8220;küçücük bir lokma almak&#8221; gibi bahanelerle günlük kalori alımının üzerine çıkmayı gösteriyorlar. Hatta yapılan araştırmalar, bu şekilde tüketilen yiyeceklerin ortalama olarak günde 700 kaloriyi bulduğunu gösteriyor.</p>
<p>ÇÖZÜM: Bu konuda yapabileceğiniz en mükkemel şey bir yiyecek günlüğü tutmak. Böylece, tadına baktığınız böreği, bir parçacıktan bir şey olmaz diye ağzınıza attığınız çikolatayı önünüzde yazılı görecek ve durumun ciddiyetini anlayabileceksiniz. Ayrıca yazacağınızı bildiğiniz için bir şeyler yerken çok daha dikkatli olacaksınız.</p>
<p>Şeker bağımlılığı</p>
<p>Şeker ve çikolata kadınların en çok sevdiği yiyeceklerin başında geliyor. Ama burada suçlular çay ve kahvelerimize attığımız kesme şekerlerle, atıştırdığımız şekerleme ve çikolatalar değil. Uzmanlara göre tükettiğimiz şekerin üçte birini gizli bir şekilde alıyoruz. Meyveli yoğurtlar, meyve suları, bazı alkolsüz içecekler nedeniyle farkında olmadan daha fazla şeker tüketebiliyoruz.</p>
<p>ÇÖZÜM: Öncelikle tüm tatlı ve pastaları kendinize haftada sadece bir gün sunabileceğimiz bir ödül olarak sınırlandırmalısınız. Onun dışında yediğiniz tüm besinlerin etiketlerini okuyun ve fruktoz, mısır şurubu ve sakkaroz gibi maddelerin de şeker sınıfına gireceğini unutmayın. Meyveli yoğurt, mısır gevreği ve müsli gibi yiyecekleri satın alırken de şeker içermeyen çeşitlerini seçin.</p>
<p>Yeterli miktarda gıda alamamak</p>
<p>Çoğu kişinin, bol bol lif, vitamin ve mineral içeren &#8220;tam&#8221; yani işlenmemiş gıdalardan yeteri kadar tüketmediği bilinen bir gerçek. Ne yazık ki, işlenmiş, rafine edilmiş ve pek çok katkı maddesi katılarak hazırlanmış gıdaların hayatımızdaki yeri çok daha fazla. Araştırmalar beyaz unla yapılan her türlü hamur işinin beslenmemizde en büyük yeri tuttuğunu gösteriyor.</p>
<p>ÇÖZÜM: Beyaz ekmek, pirinç ve makarna yerine, işlenmemiş kepekli ya da doygun ekmek, kepekli pirinç ve tam makarna tercih etmeye çalışın. Atıştırmak içinse cips, çikolata yerine, yağsız patlamış mısır ya da kuru meyveleri seçin. Evde yaptığınız kek ve hamur işlerinde de, eğer mümkünse, kepekli unu kullanmanız son derece akıllıca olur.</p>
<p>Çok fazla yağ tüketmek</p>
<p>Günlük yağ ihtiyacımız yaklaşık 67 gram. Yağ tüketimini kısıtlamak denince, aklımıza sadece yemeğe konulan ya da kahvaltıda kullanılan yağlardan vazgeçmek geliyor. Oysa tereyağ ve margarini keserken, salata soslarında, peynirde ya da sütte var olan yağı göz ardı ediyor, tüketmeye devam ediyoruz. Üstelik fazla yağların en önemli özelliği, kalça, karın ve bacak gibi bölgelerde depolanmaya çok müsait olmaları. Ayrıca fazla yağ tüketenlerin, balık, yağsız süt, C vitamini, A vitamini ve folik asit açısından zengin ve kilo vermeye yardımcı yiyecekleri daha az tükettikleri de gözlenmiş.</p>
<p>ÇÖZÜM: Genel olarak, &#8220;bir yiyecek ne kadar az işlenmişse o kadar az yağ içeriyordur&#8221; kuralını benimseyebilirsiniz. Ayrıca satın aldığınız besinlerin ambalajlarını okuyarak ne kadar yağ içerdiği hakkında bilgi edinmeniz ve seçimi buna göre yapmanız da olası. Bir besinin kaç kalori olduğu kadar, yağdan gelen kalorisinin ne kadar olduğuna da dikkat edilmeli. Yağ oranı, 100 kaloride 3 gramdan fazla olan besinleri tercih etmeyin.</p>
<p>Kalsiyum alımını önemsememek</p>
<p>Hemen hemen herkes kalsiyumun sağlıklı kemiklere sahip olmak ve osteoporozu engellemek için gerektiğini biliyor. Ancak kalsiyumun kilo vermede de etkili olduğu pek fazla bilinmiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerle beslenenlerin vücut kitle endekslerinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni kalsiyumun kalsitrol eksikliğini önlemesi. Kalsitrol, vücudumuz tarafından salgılanan ve yağların depolanmasını önleyen bir hormon.</p>
<p>ÇÖZÜM: Büyük bir bardak yağsız süt içerek hem kemiklerinizi koruyacak hem de sizin için gerekli olan kalsiyum miktarını alacaksınız. Üstelik sadece 320 kaloriyle! Süte karşı hassassanız ve süt içtikten sonra sindirim problemleri yaşıyorsanız laktozsuz sütlerden de faydalanabilirsiniz. Eğer süt içmek sizin için imkansızsa, yağsız peynir, yoğurt ve füme somon gibi kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerden bol bol tüketin.</p>
<p>Doğru sebzeleri seçememek</p>
<p>Yağ içermeyen, bol lifli ve hastalıklarla savaşan bir çok maddeyle dolu sebze ve meyveler aslında tüketmek için en mükemmel besinler. Oysa ne yazık ki pek çoğumuz taze sebze ve meyve tüketimine gereken önemi vermiyoruz. Sadece sebze yemiş olmak için ağırlıklı olarak patates ve marulu tercih etmek de yapılabilecek büyük bir hata. Oysa patates, özellikle de kızarmış olduğu zaman, fazla besleyici değeri olmayan bir gıda. Aynı şey büyük ölçüde sudan oluşan amerikan marulu için de geçerli.</p>
<p>ÇÖZÜM: Sebze seçiminde aklınıza ilk gelen koyu yeşil yapraklı (ıspanak ve pazı gibi) ve sarı (biber ve kabak gibi) sebzeler olmalı. Bu sebzeleri haşlanmış ya da buharda pişirilmiş şekilde yemeniz en doğrusu. Ayrıca, bol bol şeker ve boya içeren meyve sularının da meyve yemekle aynı şey olamayacağını aklınızdan çıkarmamanız gerek.</p>
<p>Formsante</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zayiflayamamanin-7-nedeni/515.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yiyerek zayıflayın !</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/yiyerek-zayiflayin/512.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/yiyerek-zayiflayin/512.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 08:28:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme diyet]]></category>
		<category><![CDATA[yemek yiyerek zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[yiyerek zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın yaşayabilmek için enerjiye ihtiyacı vardır. Vücut, gerekli olan enerjiyi aldığı besinlerle sağlar. Her gün mutlaka alınması gereken besin öğelerinin sayısı 40’ı geçiyor. Bunlar da kendi aralarında makro ve mikro besin öğesi olmak üzere ikiye ayrılır. Makro besin öğeleri karbonhidrat, protein ve yağlardır. Bunlar, vücuda enerji verip dokuları oluşturur. Mikro besin öğeleri, vitaminler ve minerallerdir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hekimce.com/resimler/diet39.jpg" border="0" alt="" hspace="10" width="150" align="left" /></p>
<div>İnsanın yaşayabilmek için enerjiye ihtiyacı vardır. Vücut, gerekli olan enerjiyi aldığı besinlerle sağlar. Her gün mutlaka alınması gereken besin öğelerinin sayısı 40’ı geçiyor. Bunlar da kendi aralarında makro ve mikro besin öğesi olmak üzere ikiye ayrılır. Makro besin öğeleri karbonhidrat, protein ve yağlardır. Bunlar, vücuda enerji verip dokuları oluşturur. Mikro besin öğeleri, vitaminler ve minerallerdir. Bunlar enerji vermezler, daha çok metabolik aktiviteyi düzenlemekle görevlidirler. Her besin, farklı miktarlarda besin öğesi içerir.</p>
<p>Eğer besin gruplarını yeterli ve dengeli olarak tüketirseniz, yaşam için gerekli tüm besin öğelerini sağlamış olursunuz. Sağlıklı yaşamak için doğru beslenmek gerektiğini artık hepimiz biliyoruz. Ancak doğru beslenebilmek söylendiği kadar kolay değil. Bazı yöntemler geliştirmek gerekiyor. Daha sağlıklı ve kaliteli yaşamak, kronik hastalıklardan korunmak ve düzenli kilo verebilmek için şu sağlıklı beslenme yöntemlerine kısaca göz atalım:</p>
<p>TAHIL ÜRÜNLERİ TÜKETİLMELİ</p>
<p>Tam taneli tahıl ürünü, adından da anlaşılacağı gibi kepeği ayrılmamış tane halindeki ürünlerdir. Mısır, buğday, pirinç, yulaf ve arpa gibi&#8230; Diyet yapanlar, ekmek, pilav, makarna gibi yiyecekleri tüketmekten kaçınırlar. Üç beyaz dediğimiz un-şeker- yağ’ı tüketmediğimiz zaman daha hızlı kilo verdiğimize inanırız. Oysa ekmek grubunu tamamen diyetten çıkarmadan kilo vermek mümkündür.</p>
<p>POSALI YİYECEKLERE AĞIRLIK VERİLMELİ</p>
<p>Burada diyet posası gündeme geliyor. Diyet posası, bir tür karbonhidrattır ve besinlerin bağırsakta sindirilmeyen ve emilemeyen kısımlarına bu ad verilir. Kabuklu meyveler, domates, bamya, bezelye, pırasa, kuru baklagiller, en önemli diyet posası kaynaklarıdır. Yetişkinlerin beslenmelerinde doğal kaynaklar yardımıyla, günde 25-30 gram posa sağlamaları öneriliyor. Değişik sebze, meyve, tahıl, kuruyemiş tüketip, farklı posa sağlanmalıdır.</p>
<p>TAZE SEBZE VE MEYVELERE AĞIRLIK VERİN</p>
<p>Sağlıklı ve dengeli beslenebilmek için günde en az değişik 2 porsiyon meyve 3 porsiyon sebze tüketilmeli. Farklı sebze ve meyveler, farklı miktarlarda besin öğesi içerirler. Aslında öğünlerinizi sebze ve meyvelerle zenginleştirmek, hiç de zor değil. Mevsime uygun çeşitli sebzeleri, kepekli makarna, kepekli undan yaptığınız pizza ve börekleri hazırlarken kullanabilir, hindi, kırmızı et ve tavuk etinden yaptığınız yemeklere çeşni olarak ilave edebilirsiniz.</p>
<p>SAĞLIKLI YAĞLAR SEÇİMİ ÖNEMLİ</p>
<p>Yağlar, vücudumuzun başlıca enerji kaynağıdır. Vazgeçilmez yağ asitlerini sağlar, yağda eriyen A, D, E, K vitaminlerinin emilmesine yardımcı olurlar. Bu yüzden yiyeceklerimize mutlaka bir miktar yağ katmalıyız. Beslenme düzeninde yapılması gereken ilk değişiklik doymuş yağları azaltmak olmalı.</p>
<p>DAHA AZ ŞEKER TÜKETMELİSİNİZ</p>
<p>Şekerli besinleri fazla tüketirsek, daha fazla kalori alırız ve de vitamin, mineral, protein gibi önemli besin öğelerinden yeterli miktarda yararlanamayız. Anlık zevk için tükettiğimiz şekere azami dikkat göstermemiz şart. Şekerle alınan kaloriye ‘boş kalori’ diyoruz. Boş kalori almak, şişmanlığa neden olur.</p>
<p>DAHA TOK KALMAK İÇİN ‘GLİSEMİK İNDEKS’İ DÜŞÜK BESİNLERİ SEÇİN</p>
<p>Glisemik indeks, yenilen herhangi bir besinin kan şekerini yükseltme yeteneğidir. Tükettiğiniz besin, kan şekerini ne kadar uzun zamanda ve az miktarda yükseltiyorsa, glisemik indeksinin düşük olduğu belirtilir. Bu besinler, bireylerin daha uzun süre tok kalmalarını sağlar.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/yiyerek-zayiflayin/512.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zone diyeti nasıl yapılır</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zone-diyeti-nasil-yapilir/510.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zone-diyeti-nasil-yapilir/510.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 08:11:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kış diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yaz diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[zone diyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=510</guid>
		<description><![CDATA[Aç kalmadan, sağlığınızı bozmadan bunları yapabilmek, Amerika’da bir çılgınlık haline gelen ‘Zone diyeti’ ile artık mümkün. Her şey aynı zamanda bir beslenme uzmanı da olan Doktor Barry Sears’ın ‘Zone’ kavramını ortaya atmasıyla başladı. Sears, diyet önerilerini ve başarısını 15 kitaptan oluşan bir seride topladı. Şimdilerde Amerikan sosyetesi Zone kurallarına göre yaşıyor ve besleniyor. Zone menüsü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aç kalmadan, sağlığınızı bozmadan bunları yapabilmek, Amerika’da bir çılgınlık haline gelen ‘Zone diyeti’ ile artık mümkün. Her şey aynı zamanda bir beslenme uzmanı da olan Doktor Barry Sears’ın ‘Zone’ kavramını ortaya atmasıyla başladı. Sears, diyet önerilerini ve başarısını 15 kitaptan oluşan bir seride topladı. Şimdilerde Amerikan sosyetesi Zone kurallarına göre yaşıyor ve besleniyor. Zone menüsü veren restoranların sayısı da hızla artıyor.</p>
<p>İşin sırrı dengede</p>
<p>Zone’un temelinde, ‘yediğiniz yemeğin, aldığınız ilaç kadar önemli olduğu’ düşüncesi yatıyor. Yiyecekler, ensülin oranını kontrol etmeye yarayan ilaçlar olarak görülüyor. Elmanın da makarna gibi karbonhidrat olduğunu söyleyen Sears, &#8220;Vücudu kandırmak, açlık hissini bastırmak aslında çok basit, ensülini dengede tutarsanız bunu başarırsınız. Bu da vücuttaki protein, karbonhidrat, yağ dengesini sağlamakla olur&#8221; diyor.</p>
<p>ZONE DİYETİNİN KURALLARI:</p>
<p>• Su en iyi dostunuzdur.</p>
<p>• Şeker kötü bir şeydir!</p>
<p>• Avuçiçi büyüklüğünde protein yiyeceksiniz, asla daha büyük olmayacak.</p>
<p>• Yediğiniz her bir tabağın 3’te 2’si karbonhidrat, 3’te 1’i protein olacak.</p>
<p>• Makarna, ekmek, pilav, patates, unlular, muz, üzüm kesinlikle yasak.</p>
<p>• Yağ yakmak için mutlaka sınırlı da olsa yağ almak şart.</p>
<p>• Zeytinyağı ve balıktaki yağ tercih edilmeli.</p>
<p>• Aç kalmak kesinlikle yasak.</p>
<p>• Uyandıktan en geç 1 saat içinde kahvaltı yapılacak</p>
<p>• 5 saat sonra ise öğle yemeği yenecek.</p>
<p>• Öğle yemeğinden en geç 5 saat sonra akşam üstü atıştırması.</p>
<p>• Akşam üstü atıştırmasından 3 saat sonra da hafif bir akşam yemeği.</p>
<p>• Egzersiz çok önemli.</p>
<p>İŞTE BİR ZONE MÖNÜSÜ</p>
<p>Sizde bir Zone mönüsü hazırlamak mı istiyorsunuz? Kolay, Doktor Barry Sears, bunu aşama aşama tarif ediyor:</p>
<p>• Tabağınızı 3’e bölün.</p>
<p>• 3 eşit bölümden 2’sine karbonhidratlı yiyecekler koyun. (Karbonhidratlı yiyecekler: Çiğ veya haşlanmış sebze, meyve. Karbonhidratı pilav ve makarnadan değil, mısır ve havuç dışındaki sebzelerden alın)</p>
<p>• 1 bölüme ise proteinleri dizin. (Proteinler: Derisi alınmış tavuk, hindi, balık, yağsız et, yumurta beyazı ve az yağlı süt ürünleri)</p>
<p>• Bu tabağa bir miktar da doymamış yağ katarsanız bir Zone Mönüsü elde etmiş olursunuz. (Zeytinyağı ve en çok balıkta bulunan omega 3 yağ asitleri)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/zone-diyeti-nasil-yapilir/510.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çay kalp sağlığı için çok faydalı</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/cay-kalp-sagligi-icin-cok-faydali/508.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/cay-kalp-sagligi-icin-cok-faydali/508.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 08:05:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme diyet]]></category>
		<category><![CDATA[çay ve kalp]]></category>
		<category><![CDATA[çayın kalbe faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sagliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=508</guid>
		<description><![CDATA[İki farklı ülkede gerçekleştirilen iki çalışma çayın kalp krizini önlemede son derece faydalı olduğunu ve kalp krizi geçirenlerde de koruyucu etki gösterdiğini ortaya koydu. Kalp krizinden sonra üç buçuk yıl gözlenen orta derecede (haftada 14 bardak) çay tüketen deneklerde, çay içmeyen deneklere göre ölüm riskinin yüzde 28 oranında azaldığı belirlendi. Fazla miktarda (haftada 14 bardaktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İki farklı ülkede gerçekleştirilen iki çalışma çayın kalp krizini önlemede son derece faydalı olduğunu ve kalp krizi geçirenlerde de koruyucu etki gösterdiğini ortaya koydu.</p>
<p>Kalp krizinden sonra üç buçuk yıl gözlenen orta derecede (haftada 14 bardak) çay tüketen deneklerde, çay içmeyen deneklere göre ölüm riskinin yüzde 28 oranında azaldığı belirlendi. Fazla miktarda (haftada 14 bardaktan fazla) çay tüketen deneklerde ise bu oran yüzde 44 olarak tespit edildi. Uzmanlar, siyah çayın kalp hastalarında damarların rahatlamasını sağladığını ve kanda pıhtı oluşmasını önlediğini belirtti.</p>
<p>Konuyla ilgili araştırma, 1900 denek üzerinde Beth Israel Tıp Merkezi nde yapıldı. Kalp hastalıkları riskini azaltabildiği belirtilen antikanserojen falavonoids maddesi, siyah çayın yanı sıra yeşil çay, elma, soğan ve borklide de bol miktarda bulunuyor. Flavonoids maddesinin, LDL kolesterolünün okside olmasını önlediği de vurgulandı.</p>
<p>Amerikan Harvard Ünversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenneth Mukamal, özellikle yeşil ve siyah çayın aromasında kalp hastalıklarını önleyici zengin antioksidanların bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Mukamal, kalp kirizi geçiren bin 900 hasta üzerinde 1 yıl süren araştırmalarında, haftada ortalama iki fincan çay içenlerde, içmeyenlere oranla ikinci bir kalp krizi riskinin yüzde 28 daha az olduğunu saptadıklarını kaydetti.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/beslenme/cay-kalp-sagligi-icin-cok-faydali/508.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>çalışan annelere öneriler ve çocuk bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/calisan-annelere-oneriler-ve-cocuk-bakiminda-dikkat-edilmesi-gereken-hususlar/503.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/calisan-annelere-oneriler-ve-cocuk-bakiminda-dikkat-edilmesi-gereken-hususlar/503.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 21:44:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakıcısı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk bakıcısı arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk dadısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ebesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda dadı]]></category>
		<category><![CDATA[dadı]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel ve bedensel yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=503</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarını çalışarak büyüten anneler bunun yaşamlarındaki en zor şey olduğunu söylerler. Çalışan annelerin bir bölümü ekonomik yetersizlikler nedeniyle çalışmak zorunda oldukları, diğer bir bölümü ise ekonomik bağımsızlıklarını kaybetmemek veya mesleklerinden uzak kalmamak için çalışır. Her iki koşulda da çalışan annelerin en önemli sorunları aşağıdaki şekilde gruplandırılabilir; • Çocuk bakıcısı arayışı, • Aşırı sorumluluk yüklenme, zihinsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarını çalışarak büyüten anneler bunun yaşamlarındaki en zor şey olduğunu söylerler. Çalışan annelerin bir bölümü ekonomik yetersizlikler nedeniyle çalışmak zorunda oldukları, diğer bir bölümü ise ekonomik bağımsızlıklarını kaybetmemek veya mesleklerinden uzak kalmamak için çalışır.</p>
<p>Her iki koşulda da çalışan annelerin en önemli sorunları aşağıdaki şekilde gruplandırılabilir;<br />
• Çocuk bakıcısı arayışı,<br />
• Aşırı sorumluluk yüklenme, zihinsel ve bedensel yorgunluk,<br />
• Suçluluk duygusu.</p>
<p>a. çocuk bakıcısı arayışı<br />
• Çocuğunuza kimin bakacağına doğumdan önce anne ve baba birlikte karar verin.</p>
<p>• Çocuğunuza bakmasına karar verdiğiniz kişi bir akraba ise:<br />
o Bu kişinin çocuğunuza bakmaya gerçekten gönüllü ve uygun olduğundan emin olun,<br />
o Bu kişiden çocuğunuza mümkünse kendi evinizde bakılmasını isteyin,<br />
o Çocuğunuzun geceleri ve hafta sonları sizinle kalmasını sağlayın,<br />
o Bu kişiye çocuğunuzun bakımı ve eğitimi ile ilgili tüm beklentilerinizi açık bir şekilde ve anne-baba biraradayken bildirin.</p>
<p>• Çocuğunuza bakmasına karar verdiğiniz kişi bir çocuk bakıcısı ise,<br />
o Bu kişinin çocuk bakıcılığı için gerçekten yeterli ve uygun olduğundan emin olun,<br />
o Bu kişiden çocuğunuza kendi evinizde bakılmasını isteyin,<br />
o Evinizde yatılı kalarak çocuğunuza bakmasını talep etmeyin,<br />
o Bakıcının çalışma düzenini ve iş tanımını önceden belirleyin, çocuğunuzun bakımı ve eğitimi ile ilgili tüm beklentilerinizle birlikte açık bir şekilde ve anne-baba biraradayken bu kişiye bildirin,<br />
o Yeterli bir süre çocuğunuza bu kişiyle birlikte bakın ve çalışmaya başlamadan önce aşamalı olarak günün belirli saatlerinde evden uzaklaşarak çocuğunuzu bu uzun süreli ayrılığa yavaş yavaş alıştırın.</p>
<p>• Çocuğunuza bakıcı ararken şunlara dikkat edin;<br />
o Bakıcıda aradığınız özellikleri önceden sıralayın ve önceliklerinizi belirleyin (tıpatıp beklentilerinize uygun biri karşınıza çıkmayabilir),<br />
o Bakıcıyı mümkünse evinde ziyaret edin, çocuklarıyla ilişkisini gözlemleyin,<br />
o Referanslarıyla ve komşularıyla görüşün, gerekli belgeleri temin edin.</p>
<p>• Çocuğunuza bakıcı ararken şu özelliklere sahip olmasına dikkat edin;<br />
o Temiz, düzenli ve dürüst olmasına,<br />
o Aile yaşantısının düzenli olmasına,<br />
o Dakik ve elinin çabuk olmasına,<br />
o Sevecen ve güleryüzlü olmasına,<br />
o Esnek ve hoşgörülü olmasına, katı-kuralcı olmamasına,<br />
o Yeniliğe ve değişime açık olmasına, sabit fikirli olmamasına,<br />
o Sorumluluk ve insiyatif sahibi olmasına,<br />
o İletişim becerisinin olmasına,<br />
o Yaş ve kişilik olarak bakılacak çocuğun annesine benzemesine,<br />
o Sabırlı olmasına,<br />
o Eğitimli, kendini yetiştirmiş ve bilinçli olmasına,<br />
o Çocuğu ya da işe devamını etkileyecek bir rahatsızlığının olmamasına,<br />
o Sigara içmemesine.</p>
<p>b. aşırı sorumluluk yüklenme, zihinsel ve bedensel yorgunluk<br />
Çalışan annenin en önemli sorunu aşırı sorumluluk yüklenmesi ve yorgunluktur; çünkü bu sorun annelere çözümsüz ve başa çıkılamaz gibi görünür. Alışıldık bir düzen vardır; evde ve işte yapılacaklar zaten belirlidir, şimdi hepsine geceyi gündüze katan bir bebek eklenmiştir ve gün 24 saattir, dolayısıyla yorgunluk kaçınılmazdır. Böyle değerlendirince, gerçekten de çalışan anne için yapılacak pek birşey yok gibi görünüyor.</p>
<p>Oysa ki, durum hiç de öyle umutsuz değil, çalışan anneler iş listelerini pekala hafifletebilirler;<br />
• Gerek evde gerekse işte, yükünüzün arttığı dönemlerde bir süre yalnızca acil ve önemli olan işlerinizle ilgilenin<br />
• Bazı işleri başkalarına devretmeyi deneyin, işyerinde iş arkadaşlarınızdan; evde ise eşinizden, varsa diğer çocuklarınızdan veya yakınlarınızdan yardım isteyin. Çocuğunuz yokken evinizle, kadın olduğunuz için eşinizden daha çok ilgilenmiş olabilirsiniz, bu aynı düzenin devam edeceği anlamına gelmez. Eşiniz yeni doğan bebeğinizi emziremez belki ama, bugüne kadar hep sizin hazırladığınız akşam yemeğini hazırlayabilir. Aile içinde yapılabilecek ufak düzenlemeler size kısacık da olsa rahat bir nefes alma olanağı sağlayacaktır.</p>
<p>• Yükünüzün çok arttığını hissettiğiniz yerde bazı alışkanlıklarınızdan tamamen vazgeçin, bunun için kendinize önceden &#8220;vazgeçilebilirler listesi&#8221; bile hazırlayabilirsiniz. Örneğin, ev işleri için düzenli bir yardımcı alamıyorsunuz ve iki haftada bir mutlaka mutfağın dolaplarının temizlenmesini gerekli buluyorsunuz ve artık buna ayıracak zamanınız yok. Eşiniz hayatta yapmaz böyle bir işi, anneniz çok yaşlı, akadaşınıza böyle bir şeyi teklif etmeyi düşünemezsiniz bile O zaman bu alışkanlığınızdan vazgeçin ya da bu düşüncenizi terkedin; iki haftada bir mutlaka mutfağının dolaplarının silinmesini gerekli bulan bir kadın değilsiniz artık. Mutfak dolapları bekleyebilir, arkadaşlarınız bekleyebilir, müşteriler ve hatta müdürünüz bile bekleyebilir, ama çocuğunuz bekleyemez. İnsan yaşamında pek çok şeyden istifa edebilir herhalde, ancak annelikten istifa edemez.</p>
<p>c. suçluluk duygusu<br />
Dozu değişmekle birlikte hemen her çalışan annenin yaşadığı bir duygudur suçluluk. Bu duyguyu hafifletmek için şöyle düşünebilirsiniz;<br />
• çalışmak zorundayım (çocuğum için para kazanmam gerekiyor)<br />
• çalışmayı seviyorum (çocuğum mutlu bir anneyi hakediyor)</p>
<p>Çalışan annelerin çoğu (ekonomik zorunluluklar nedeniyle doğumdan sonra işe başlayanlar dışında) çocuk sahibi olmadan önce de, çalışan kadınlardır. Önceden çalışma hayatı olan, üretken bir kadının uzun süre evde oturması, mesleki kaygılar, sosyal ve duygusal tatminsizlikler doğurur. Oysa her çocuk mutlu, üretken, kendisiyle barışık bir anneyi, kendisi için işini terketmiş, saçını süpürge etmiş bir anneye tercih eder. Unutmayın ki çocuğunuz sizin aynanızdır; siz mutluysanız o da mutlu olur, siz kaygılıysanız o da kaygılıdır, siz hayatla hep kavga ederseniz o da kavga eder.</p>
<p>İşlerinizi planlı yaparak, hiçbir şey için çocuğunuza ayırdığınız zamandan çalmayarak ve bu zamanı en verimli şekilde değerlendirerek suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışın. Hafta sonu onunla başbaşa yapacağınız bir doğa gezisi, haftanın 5 günü sabahtan akşama kadar onunla birlikte olup hiçbir şey paylaşmamaktan çok daha iyidir. Çocuğunuzla birlikte olduğunuz süre değil, bu süreyi nasıl değerlendirdiğiniz önemlidir. Bu sürenin azlığına ya da çokluğuna değil, çocuğunuzla kurduğunuz ilişkinin kalitesine ve bunu geliştirmeye odaklanmaya çalışın.</p>
<p>Suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışırken pratikte sizi zorlayan durumlarla karşılaşırsınız, bunların üzerinde çok fazla durmamaya gayret edin. Örneğin; çocuğunuzu kreşe veya bakıcı annesine bırakıp işe giderken ilk zamanlar arkanızdan bir süre ağlayacaktır, bu çok doğaldır. Çocuğunuz bazen size bir yabancı gibi davranacaktır, babaannesine daha düşkün olacaktır veya bakıcı annesine &#8220;anne&#8221; diyecektir. Bunlar kuşkusuz her anneyi üzer ve suçluluk duygusunu artırır. Bu gibi durumları çocuğunuza bakan kişiye atfetmemeye çalışın, hatta çocuğunuz kendisine bakan kişiyi bu kadar sevdiği için sevinin. Bu durumları çocuğunuzun size verdiği bir mesaj olarak da algılayabilirsiniz; onunla daha çok birlikte olun ve oynayın.</p>
<p>Unutmayın, çalışan bir annenin çocuğu olmak hayatta insana kaybettirdiklerinden çok daha fazla şey kazandırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/calisan-annelere-oneriler-ve-cocuk-bakiminda-dikkat-edilmesi-gereken-hususlar/503.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Crigler &#8211; Najjar Sendromu Tip 1 ve Tip2</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/crigler-najjar-sendromu-tip-1-ve-tip2/501.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/crigler-najjar-sendromu-tip-1-ve-tip2/501.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 21:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[bebek tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Crigler Najjar Sendromu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=501</guid>
		<description><![CDATA[Crigler &#8211; Najjar Sendromu Tip I : Otozomal resesif geçen bu nadir hastalıkta UDPGT enzimi hiç yoktur. Hastalarda ilk 3 gün içinde bilirubin hızla yükselir ve 25-35mg/dl düzeyine kadar u1aşabilir. Yoğun tedavi yapılmazsa kernikterus gelişebi1ir. Dışkı açık sarı renklidir. Safradaki bilirubin konsantrasyonu normalin onda biri kadardır. Kesin tanı için karaciğer biyopsisi yapılır. Biopside karaciğer histolojisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Crigler &#8211; Najjar Sendromu Tip I :<br />
Otozomal resesif geçen bu nadir hastalıkta UDPGT enzimi hiç yoktur. Hastalarda ilk 3 gün içinde bilirubin hızla yükselir ve 25-35mg/dl düzeyine kadar u1aşabilir. Yoğun tedavi yapılmazsa kernikterus gelişebi1ir. Dışkı açık sarı renklidir. Safradaki bilirubin konsantrasyonu normalin onda biri kadardır. Kesin tanı için karaciğer biyopsisi yapılır.</p>
<p>Biopside karaciğer histolojisi normal olmasına rağmen UDPGT enziminin gösterilemeyişi tanıyı koydurur. Aile incelemesinde hem annede hem de babada parsiyel enzim eksikliği görülür. Bunlarda enzim aktivitesi normalin %50&#8242;si kadardır ancak sarılık yoktur. Sarılığı olan bir yenidoğanda ilk bir hafta içinde tanı koymak zor olabilir. Fakat bir haftayı geçen 20 mg/dl üzerindeki bilirubin düzeylerinde bu sendromdan şüphe1enmek gerekir.</p>
<p>Tedavide ana amaç kernikterusun önlenmesidir. Serum bilirubin düzeyleri ilk bir ay boyunca 20mg/dl altında tutulmalı ve bunun için gerekirse kan değişimleri ve yoğun fototerapi sağlanmalıdır. Yenidoğan dönemi dışında da kernikterus ge1işme riski devam eder ancak bunun için gerekli kritik bilirubin düzeyinin 35 mg/dl civarında olduğu tahmin edilmektedir. İlk birkaç yıl süreli fototerapi yapılması faydalıdır. Bu amaç1a bebeklerin günde 12-15 saat (32 lamba ile) yoğun fototerapi almaları önerilir.</p>
<p>Ancak yıllar geçtikçe, gerek derinin kalınlaşması gerekse bilirubin havuzunun dağılım şeklinin değişmesi nedeniyle fototerapi daha az etkili olmaya başlar. Enfeksiyonlar ve anestezik maddeler kernikterus riskini artırır. Fenobarbital gibi enzim indükleyicilerin faydası yoktur. Bağırsak içindeki bilirubin bağlayan oral kolestiramin ise faydalı olabilir. Kesin tedavi için karaciğer transplantasyonu gerekir.</p>
<p>Crigler &#8211; Najjar sendromu Tip II :<br />
OD geçişli olan bu sendrom tip I den daha sık görülür ve daha selim seyirlidir. OR geçenler de tanımlanmıştır Bilirubin düzeyleri 20mg/dlyi nadiren geçer ve kernikterus da çok nadirdir. Dışkı rengi normaldir ve bebeklerde başka bir hastalık belirtisi görülmez. UDPGT aktivitesi eksiktir. Oluşan bilirubinin %50&#8242;den fazlası safrayla monoglukuronid şeklinde atılır. Fenobarbital verilmesiyle bilirubin düzeyleri hızla düşer. Bu özellik, Tip I ve IInin ayırımı için kullanılır. Yenidoğan dönemi dışında kernikterus riski yoktur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/crigler-najjar-sendromu-tip-1-ve-tip2/501.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda büyük damarların yer değiştirmesi</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/cocuklarda-buyuk-damarlarin-yer-degistirmesi/499.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/cocuklarda-buyuk-damarlarin-yer-degistirmesi/499.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 21:37:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük damarların yer değişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[damarların yer değiştirmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[Büyük damarların yer değiştirmesi , Bu kalp bozukluğunda, oksijen oranı yüksek temiz kanı vücuda taşıyan aort damarı sağ karıncıktan çıkar. Oksijen oranı az , yani kirli kanı akciğerlere taşıyan pulmoner atardamar ise sol karıncıktan çıkar. Oysa kalbin sol kısmında temiz kan, sağ kısmında kirli kan bulunur. Yani bu iki büyük atardamar tamamen ters yerlerde bulunmaktadır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük damarların yer değiştirmesi , Bu kalp bozukluğunda, oksijen oranı yüksek temiz kanı vücuda taşıyan aort damarı sağ karıncıktan çıkar. Oksijen oranı az , yani kirli kanı akciğerlere taşıyan pulmoner atardamar ise sol karıncıktan çıkar.</p>
<p>Oysa kalbin sol kısmında temiz kan, sağ kısmında kirli kan bulunur. Yani bu iki büyük atardamar tamamen ters yerlerde bulunmaktadır. Bu nedenle vücuda temiz kan taşıması gereken aort sağ karıncıktan aldığı kirli kanı vücuda götürür.</p>
<p>Akciğerlere kirli kanı taşıması gereken pulmoner atardamar ise temiz kanı bir kez daha akciğerlere taşır. Çocuğun yaşayabilmesi için iki dolaşım sistemi arasında bir iletişim olması ve bir şekilde temiz kanın vücuda ulaşması gerekir. Bunun için temiz ve kirli kan birbirine karışmalıdır.</p>
<p>Ancak böylece bir miktar da olsa temiz kan vücuda gidebilir. Temiz ve kirli kanların karışabilmesi için kulakçık bölmeleri arasında delik (ASD), karıncık bölmeleri arasında delik (VSD) veya aort ve pulmoner atardamarları arasında bağlantı (PDA) gibi yapısal bozukluklar olmalıdır. Bu gibi durumlarda bebek hayatta kalırsa da uzun süre yaşayamaz.</p>
<p>Ana damarları ters yerlerde oluşan bebekler, doğduklarında belirgin bir şekilde mavi renkli olurlar. Bu bozukluğa yapılan cerrahi müdahalede iki damarın yerleri düzeltilir. Aort sol karıncığa bağlanır. Böylece temiz kanı vücuda taşıyabilir.</p>
<p>Pulmoner atardamar ise sağ karıncığa bağlanır. Bu şekilde kirli kanı temizlenmek üzere akciğerlere iletir. Temiz ve kirli kanların karışmasına neden olarak, bebeğin o zamana kadar hayatta kalmasını sağlayan diğer yapısal bozukluklar da ameliyat sırasında düzeltilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/cocuklarda-buyuk-damarlarin-yer-degistirmesi/499.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğmaca aşısı ve çocuklarda aşı</title>
		<link>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/bogmaca-asisi-ve-cocuklarda-asi/497.html</link>
		<comments>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/bogmaca-asisi-ve-cocuklarda-asi/497.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 21:35:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Moderatör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek ve çocuk sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk boğmacası]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda aşılama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalpsaglik.net/?p=497</guid>
		<description><![CDATA[Boğmaca aşısı . Damlacık yoluyla bulaşan ve bulaşıcılığı çok yüksek bir enfeksiyondur. Anneden pasif antikor geçişi zayıftır ve koruyuculuğu çok azdır.Etken mikroorganizma Bordetella pertussisdir ve değişik özellikler gösteren komponentleri vardır. Adhezyon molekülleri; Filamentoz hemaglütinin, perfactin,fimbria, trakeal kolonizasyon faktörü. Bu moleküllerin hepsi immünojendir ve m.organizmanın solunum yolunda tutumasında rol oynarlar. Toksinleri; Trakeal sitotoksin (İmmünojenik değil), Adenilat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Boğmaca aşısı . Damlacık yoluyla bulaşan ve bulaşıcılığı çok yüksek bir enfeksiyondur. Anneden pasif antikor geçişi zayıftır ve koruyuculuğu çok azdır.Etken mikroorganizma Bordetella pertussisdir ve değişik özellikler gösteren komponentleri vardır.<br />
Adhezyon molekülleri; Filamentoz hemaglütinin, perfactin,fimbria, trakeal kolonizasyon faktörü. Bu moleküllerin hepsi immünojendir ve m.organizmanın solunum yolunda tutumasında rol oynarlar.</p>
<p>Toksinleri; Trakeal sitotoksin (İmmünojenik değil), Adenilat siklaz toksin (İmmünojenik), Pertussis toksini (klasik hastalık tablosundan sorumludur ve lenfositoz yapar. Öksürük kontrol mekanizmalarını bozarak uzun süreli öksürük ataklarına neden olduğu düşünülmektedir.)</p>
<p>Aşı: Whole celldir. İnaktive, bütün bakteriyel hücreden elde edilmiştir. IM uygulanır. Whole cell aşının infantlarda görülen nörolojik hastalıklardan sorumlu tutulmaya başlanmasından sonra yapılan çalışmalarla, mikroorganizmanın komponentlerinin bir veya daha fazlası için aselüler aşı geliştirilmiştir. Transplasental koruma yoktur. Aşının koruyuculuğu %80 dir.</p>
<p>DBT aşısı kesin kontrendikasyonları:<br />
1. Daha önce yapılan aşıdan sonra:<br />
• Aşıya karşı hipersensitivite<br />
• İlk yedi gün içinde ensefalopati</p>
<p>2. Nörolojik hastalığı olan çocuklar<br />
• Sadece progressif nörolojik kontrendikasyon sınıfına alınması önerilmektedir. Hastaya tanı konduktan ve durumu stabilleştikten sonra aşı yapılabilir.</p>
<p>Aşının relatif kontrendikasyonları:,<br />
1. Hipotonik-hiporesponsif atak<br />
2. Aşıdan sonraki 48 saat içinde görülen 40,50C üzerinde ateş<br />
3. Aşıdan sonra en az 3 saat süren ve durdurulamayan ağlama nöbeti<br />
4. Aşıdan sonraki 3 gün içinde görülen konvülsiyon</p>
<p>Aşıya ait relatif kontrendikasyonlar görüldüğünde hastalara asellüler aşı yapılması tercih edilirken, kesin kontrendike olduğu durumlarda asellüler aşı da yapılmaz.</p>
<p>Konvülsiyon öyküsü olan çocuklarda aşılama:<br />
Bu çocuklarda aşı sonrası febril ve afebril konvülziyon geçirme riski artmaktadır. Önerilen konvülziyon etyolojisinin aydınlatılıp tedavinin başlamasına kadar aşının geciktirilmesidir. Difteri ve tetanozun tersine boğmaca geçirmiş çocuklarda aşılamaya gerek yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalpsaglik.net/bebek-ve-cocuk-sagligi/bogmaca-asisi-ve-cocuklarda-asi/497.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
